EZGİ DORA
Adı: Ezgi Dora
Doğum Tarihi: 02.02.2002
Yer: İstanbul, Kadıköy Şifa Hastanesi
Anne:Nükhet
Baba:Görkem
Doğum Bilgileri: Sezaryen, 2830 gr, 47 cm
Doğumu gerçekleştiren: Bahriye Dendes
Kış olmasına rağmen güzel ve açık bir günde güle oynaya gidilen hastanede bir kaç saat sonra işte senin kızın diye kucağıma verdiler. İnanmakta güçlük çektim bir saat öncesine kadar karnımın içinde olan şeyin nasıl olup da kucağımda olduğuna ve senin kızın sıfatıyla bana tanıştırılmasına. Uzun uzun onu seyrettiğimi hatırlıyorum. Kime benzediğini bulmaya çalıştım herkes babasının kopyası dese de... Sonunda onun kendine özgü bir karakter olduğuna karar verip benzersiz bir güzellikte herkesten farklı olduğuna kanaat getirdim...
Eşim ile 1990 yılından beri süregelen beraberliğimizi 1996 da evlilikle yeni bir boyuta taşıdık. İkimiz de bir bebeğimiz olsun çok istiyorduk ama bunun için kendimize 5 yıllık gibi bir süre belirledik. Bu süre zarfında da biz de maddi olarak bir çocuğun ihtiyaçlarını rahatça karşılayabilmek için mesleki kariyerlerimize önem verdik. Eşimin yurtdışı işleri nedeniyle zaman zaman ayrı kalmamızı gerektiren bu süre sonunda bebek için zamanın geldiği konusunda hem fikirdik.Tam bu arada eşimin Suudi Arabistan`a gitmesini gerektiren bir iş teklifini değerlendirdik ve benim işimi bırakarak onunla gitmeme karar verdik. İşimi bırakıp 3-4 sene için oraya yerleşmek istememin tek nedeni de artık bebeğimize kavuşmak istememiz ve benim işten ayrı kaldığım bu süre zarfında tüm ilgimi yavrucuğuma verebilecek olmamdı zaten.
Evet sonunda 21 Mayıs`ta Cidde`ye gelmiştim ve artık bir bebeğim olmalıydı. Çok geçmedi kısa bir süre sonra inanılmaz bir yorgunluk hissetmeye başladım , durmadan da uyumak istiyordum. Acaba olabilir mi şüpheleri ile bir test aldık. Eve gelir gelmez hemen yaptım ve pozitif sonucu beklentiye rağmen çok şaşırttı ve sevindirdi. Görkem`e söylediğimde ise şaşkınlıktan küçük dilini yutuyordu az daha. Biz vakit vaybetmeden daha o gece karnımı okşayarak yavrumuzla konuşmaya başladık. İki gün sonra doktora giderek sonucu teyit ettirelim dedik. Bize ultrasound`da 5 haftalık embriyoyu gösterdiğinde hem çok heyecanlandık hem de hayal kırıklığına uğradık nedense sadece bir hücre gördüğümüz için. İki gündür bebeğimiz diye konuştuğumuz şeyin bir hücre olduğunu görmek bizi şaşkınlığa uğratmıştı. Ama ilerleyen aylarda o hücrenin gelişimini seyretmek inanılmaz bir duyguydu.
İlk birkaç ay bulantılarım oldu. Sürekli yatıyor domates, peynir ve ekmekten başka bir şey yiyemiyordum. İçimdeki bu birkaç mm lik varlığın beni böylesine yorduğuna inanamıyordum. Allahtan doktorum bir hap verdi de bulantılarım büyük ölçüde azaldı. Çok güzel bir hamilelik geçirdim. Hiçbir sorunum olmadan sadece onun gelişini hayal ederek geçen bir 9 ay. 2. trimester dönemimin bir kısmını İstanbul’da geçirdim ve cinsiyetini de Atıl Bey’den öğrendim. Bir kızım olacağını söylediğinde ona emin misiniz sonra yanlış görünmüş deme olasılığınız yok değil mi diye birkaç sefer sordum. Aslında saçmasapan bir soruymuş çünkü ayrıntılı ultrason sonuçta. Ama kendimi bildim bileli bir kızım olsun istiyordum ve aslında tatlı kızımın içimde olduğunu öğrenmek inanılmaz bir mutluluktu. Hemen isim arama çalışmalarına başladık. Aman Allahım ne kadar da zormuş bir isim bulmak. Sonunda eşimin de müzikle ilgisinden dolayı EZGİ isminde hem fikir olduk. Hamileliğimin 32. haftasına kadar Cidde’de eşim ile beraberdim. Sonra doğum için İstanbul`a giderek bebişime gerekli olacak şeylerin hazırlığıyla ilgili bir koşuşturmaya başladım. Her gün sokaklarda, her Salı ve Cuma Salı Pazarında olmama rağmen ufaklık hiç üzmedi annesini. İstanbuldaki sevgili doktorum Bahriye DENDES ile yaptığımız kontroller sonucu benim kalp ve böbrek rahatsızlıklarımdan dolayı doğumun sezeryan olması uygun görüldü. Sağlık problemlerim olmasaydı kesinlikle normal doğum istiyordum ama öyle ya da böyle yöntem ne olursa olsun önemli olan kızıma kavuşmaktı. Doğum için Kadıköy Şifa Hastanesi ve 12 Şubat tarihinde karar kıldık. Artık tek korkum eşim yanımıza gelemeden küçük hanımın dışarı çıkmak istemesiydi.
Tatlı Ezgi bu konuda da sorun çıkarmadı ve planlarımıza uydu. 12 Şubat Salı sabahı annem, kızkardeşim, eşim ve ben hastaneye doğru yola çıktık. Ben kendimi inanılmaz iyi hissediyordum elbetteki yureğimdeki birkaç saat sonra ona kavuşacağımı bilmenin heyecanı dışında. Öyle ki Salı pazarından geçerken doğum öğleden sonra olsaydı pazara bir göz atardım demem arabadakiler tarafindan senden beklenir şeklinde karşılandı. Hastaneye güle oynaya ulaştık , odamıza geçtik ve bana verdikleri ameliyat giysisini giydim. Doktorumun talimatiyla gece 12`den sonra bir şey yememiştim o yüzden de lavman yapılmayacaktı. Böbrek rahatsızlığımdan dolayı sondanın ayıkken odamda takılacak olması beni biraz endişelendiriyordu ama çok rahat oldu. Saat 9.30 gibi doktorumun gelmesiyle tüm sevdiklerimi odada bırakarak getirilen sedyeye yattım ve el sallayarak ameliyathaneye indirildim. Orada beni bekleyen anestezistlerle hoş bir muhabbetin akabinde doktorum geldi ve karnıma buz gibi bir şey sürdü. Gerisini hatırlamıyorum. Gözümü açtığımda asansörde odama çıkarılıyordum. İlk sorduğum kilosu ve saçlarının olup olmadığıydı. Minik Ezgimiz 2830 gr ve 47 cm olarak dünyamıza gözlerini açmıştı. Kafasında da bir sürü saçı vardı. 10:40 gibi beni yatağıma aldılar , ben de eşime kızımızı sorup duruyordum. O esnada geliyor seslerinin ardından hemşirenin kucağında küçük bir melek girdi odamıza. Görkem onu kollarına aldı ve göğsümün üzerine yerleştirdi .Tatlı yavrum hemen emmeye başladı. Tarifi imkansız bir andı o an. Ben inanılmaz bir şekilde kollarımdakinin benim olduğunu kavramaya çalışıyordum, Görkem`in gözlerinde de bir gurur ifadesi ile birlikte bizi sevdiğini anlatan bir bakış. Kızım tamamen babasının kopyasıydı. Görkem yanımdaydı, kızım kollarımdaydı , ailelerimiz ,yanımda olmasını istediğim herkes oradaydı. O an ve hastanede geçirdiğim 3 gün hayatımın kesinlikle en güzel günleriydi. Sizlere ameliyat acılarımdan bahsetmeyeceğim çünkü hatırlamıyorum. Daha doğrusu ciddi hiçbir ağrı çekmedim. O gece ayağa kalktım yürüdüm, ertesi gün gaz çıkardım. Hamileliğim gibi doğumum da çok güzel geçmişti.
Nukhet ve Ezgi`si