Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 

SEZER CAN AKGÜÇ

 

       sezer  sezer  sezer        sezer  sezer

 

 

Adı: Sezer Can Akgüç
Doğum Tarihi : 1 Temmuz 2002
Doğum Yeri : İstanbul Medipol Hastanesi
Anne adı: Güner
Baba adı: Rıfat
Doğum Bilgileri : 3000 gr , 49 cm, Sezaryen
Doğumu gercekleştiren: Lalehan Kutlay

 

Bu doğum hikayelerini her okuduğumda, hep bu güzellikleri acaba bir gün bende yaşayabilecek miyim diye düsünüp dururdum. Ve artik o gun geldi ! Iste ben de doğum hikayemi yazıyorum. İste benim hikayem:

7 senelik bir birliktelikten sonra 2000 Ocak ayında evlendim. Kocamla cok mutluydum. Önceleri cocuk istemiyorduk ikimiz de. En az bir sene beklemeyi uygun goruyorduk. 2001 yılında çalışmalara(!) başladık. Geçen her ayin sonunda hep hüsrana uğruyordum. Hatta bir cok ay, daha adetimin gecikmesine 15-20 gün kala gidip eczaneden predictor alip test yapiyordum. Ne yapayim cok sabirsiz bir insanim ben. Ama hiçbiri pozitif çıkmıyordu. Ve yaklaşık 1,5 sene boyunca hep denedik ama olmadi.Olmuyordu işte. Çok korkuyordum, ağlıyordum ve açıkçası doktora gitmekten bile çok korkuyordum. Ya bir sorun varsa ya benim gerçekten hamile kalmam imkansizsa!! İşte buna hiç dayanamazdim. Kimselere de çocuk istediğimizden bahsetmiyorduk. Ne diyecektim ki onlara ? Deniyoruz ama olmuyor mu ?

Sonralari eşimin ısrarları ile bir doktora gittik. Evet bir sorun vardı gerçekten. Ama çözümü çok basit bir sorundu bu. Rahim ağzında büyükçe bir yara vardi ve bu yara spermlerin geçişini engellediği için ben hamile kalamiyordum. Hemen kriyoterapi yoluyla yara donduruldu ve biz 6 hafta sonra yeniden çalışmalara başladık. Bu sefer diyordum artik kesin hamileyim. Ama yine tutmadi. Allah’im diyordum artik neden olmuyor. Kriyoterapiden sonraki ikinci ayda, artik ne yumurtlama dönemini düsünüyordum ne de baska birseyi. Artik işi olacağına bırakmıştım. Ne zaman olursa olsun diye düsünüyordum. O ayın sonunda yine kasık ağrılarım başlamıştı. Adet olucam diye düşünürken olmadım. Daha henüz 2 gün gecikmişti.Acaba diyordum kendi kendime“ heyecanlanmak için çok mu erken?Biraz daha mı beklesem?“ Ama içim içime sığmıyordu. O gün işyerinden bir arkadaşım “hadi hemen git hastaneye ve kan testi yaptır. İdrarda belki hemen çıkmaz ama kan testinde kesin sonucu alırsın” dedi. Ve hemen işyerinden izin alıp gidip kan testi yaptırdım Yarım saatlik bir beklemeden sonra sonuç kağıdını almak için laboratuvara gittim. Oradaki hemşire sonuç kağıdını bana uzattı ama ben heyecandan zarfı açamıyordum. Açtım ve pozitif yazıyordu!! Ay bu da ne demek?? Ben şimdi hamileyim yoksa dedim saf saf hemşireye. Sanki anlamamışım gibi. Ama ne yapayim birden aptallaştım işteJ ) Evet dedi. Hamilesiniz. Allah’im o anda o suratsız hemşireye sarılıp öpmek geldi içimden. Ama tuttum kendimi. Heyecanla işyerine geri geldim. Arkadaşlarıma söyledim hepsi tebrik ettiler beni. Hala inanamıyordum.Hemen eşimi aradım. “Şimdi sana birşey söyleyeceğim ve çok mutlu olacaksın .Baba oluyorsun. Minik bir bebek varmış karnımda. Gidip test yaptırdım ve artık bende anne oluyorum” dedim ona. “Yaa! öyle mi? Ne güzel! Çok sevindim” diyerek sakince kapattı telefonu.. Şok geçiriyor herhalde diye düşündüm. Ardından iki dakika geçmeden tekrar aradı beni. “Sen ne diyorsun” diye çığlık attı telefonda. “Yani ben şimdi baba mı oluyorum??J )” Allah’ım bu ne büyük mutluluktu bu boyle!! O kadar çok istiyorduk ki bu bebeği.

Ve sonrasında ailelerimize, yakınlarımıza verdik bu haberi. Herkes bizim kadar seviniyordu. Mide bulantılarından sonraki üç aydan sonra biraz daha rahat geçmeye başlamıştı hamileliğim. Karnım yavaş yavaş büyümeye başlamıştı. Hergün aynada kendimi seyreder ve gurur duyardım kendimle. Onunla hep konusur , şarkılar söylerdim ona. O kadar merak ediyordum ki onu. Her muayeneye gidişimde ağlayarak donuyordum eve. Bebeğimi gordukçe ellerini ayaklarını ve o minicik çenesini…. Oyle güzel günlerdi ki kontrola gittiğimiz günler. Son ayımda artik iyicene toparlak olmuştum. Yatakta her hareketimde esim zipliyordu. Ne yapsın adamcağız deprem oluyor sanıyordu her seferinde?? Korkma diyordum. Ben ayağımı oynattım!!J ))) Ve en sonunda 1 Temmuz günü sezeryanla doğum yapmama karar verildi. Heyecan had safhadaydı. Son gece gözümü kırpmadım. Oğluma kavusacağım saatleri sayıyordum. Son 7 saat , 6 saat, 5 ,4,3 ….. ve artik hastanedeydik Ameliyat önlügümü giymiş beni götürmelerini bekliyordum. .. Annemlerle ve Rıfatla vedalaştıktan sonra o buz gibi ameliyat masasına yatırıldım. Şeytan diyordu ki “var git kaç kızım burdan. Ne işin var senin burada.? Bebek bir yolunu bulur gelir herhalde.” Ellerimi iki yana bağladılar. Heyecandan o anda orada olebileceğimi sanıyordum. Anestezi uzmanı geldi ve bana yapılacak işlemleri sırayla anlattı. O anda neler yaptıklarını. Üzerimi açtılar ve göğsümden bacaklarıma kadar buz gibi birşey sürdüler. Bu mikrop kapmasını önlemek içinmiş. Çırılçıplak öylece yatıyordum orada. Sadece tavandaki işiklara bakıyordum. Hep televizyonda görürdüm ama orada yatmak beni çok korkutmuştu gerçekten. Sonra kendi doktorumu gorunce biraz rahatladım. O sırada oğlusum hala tekmeleri savuruyordu içerde, çıkacağını anlamış gibi o da heyecanlıydı annesi gibi! Ve sonra????????

Bir sesler duyuyorum ama gozum açılmıyor. Boğazımda hortum gibi birşey var. Doktorumun sesini duyuyorum. Nurtopu gibi bir oğlun oldu. Gayet iyi. Merak etme. Ve beni uyandırmaya çalışıyorlar. Ama ben gozlerimi açmak için uğraşıyorum sadece. Beni yukarı odama çıkartırlarken gözlerimi açtım ve ogun bugundur kapatamıyorum maalesefJ ))))))) Odama çıktığımda herkes çok şaşkındı. Benim baygın olmamı beklerlerken gözler faltaşı gibi açık ve yorgun bir sesle konuşuyordum ben. Yaklaşık 10 dk sonra bir ağlama sesi duydum. Benim içimden çıkardıkları o minik parçamı geri getirdiler bana!! O ağladıkça bende ağlıyordum sevinçten. Kolumun üzerine yatırdılar. Ona doya doya bakmaya çalıştım ama yüzünün sol tarafındaki kirmiziliği görünce çok korktum. Annemler korkmamamı bunun doğum lekesi olduğunu ve en geç iki yaşına kadar bu lekenin kaybolacağını söylediler. Hemen sonrasında zaten çocuk doktoru da gelip bunları soyledi bana. Allah’a şükür ki başka bir şey çıkmadı. O benimdi. O benim canımdı. Nasıl olursa olsun?? Şu anda bile bunları yazarken gözlerimin sulanışını engelleyemiyorum. Birkaç saat öncesinde içimde tekmeler atan yavrum artık kollarımdaydı. Ömrüm boyunca yaşadığım en güzel gün. Ve ondan sonra onunla yaşadığım o özel anlar!! İlke emzirme deneyimim basarısızlıkla sonuçlandı. Bir türlü sütüm gelmiyordu. Ve ben inatla bebeğime mama verdirmemeye çalışıyordum. Tabi benim bu inadım, çocuğumun bir gece küvöze girmesine neden oldu. Çünkü benden hiç süt gelmeyince, bebek doğal olarak aç kalmış ve idrarla atılması gereken yenidoğan sarılığını maalesef atamamıştı. Kan şekeri düşmüştü yavrumun. Ve en sonunda mama verdik bebeğimize. Tabi benim kurnaz oğlum o günden beri sadece biberonla besleniyor. Çok denememe , çok uğraşmama rağmen emmedi beni. 2.5 ay sütümü sağarak verdim ama sütüm de bitti denecek kadar azalmıştı.

Herneyse iki gün sonra eve geldik. Çok mutluydum ve bir o kadar da tecrübesiz! Sadece oğlumla ilgilenebiliyordum. Allah’tan annem yanımızdaydı. Ev işleri ve yemek konusunda çok yardımcı oluyordu bize. Eşim ve benim tek uğraşımız artık bebeğimiz olmuştu. Geceleri saat başı kalkmak, evin içinde arabasıyla tur atıp onu uyutmaya çalışmak ilk günler için çok zordu. Ama sevgisi inanın her şeye değiyor. Minik Sezer’im şu anda 3.5 aylık oldu. O, ben ve babamız artık çok mutluyuz. Allah tüm isteyenlere bu güzelliği yaşatsın.

Sevgilerimizle

Güner& Rıfat&Sezer Can Akgüç